Türk hukuk sisteminde tazminat davası, bir kişinin hukuka aykırı bir eylem sonucunda uğradığı zararın giderilmesini talep ettiği dava türüdür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde düzenlenen tazminat hukuku, maddi ve manevi olmak üzere iki temel tazminat türünü kapsamaktadır.
Maddi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen somut azalmayı; manevi tazminat ise kişinin duyduğu elem, acı ve ızdırabın karşılığını ifade eder. Her iki tazminat türü de aynı dava dilekçesiyle talep edilebilir.
TBK madde 49 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiilden doğan tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir:
Bu unsurlardan birinin eksikliği halinde tazminat sorumluluğu doğmaz. Ancak TBK madde 66 ve devamı maddelerinde düzenlenen kusursuz sorumluluk hallerinde, kusur unsuru aranmaksızın sorumluluk doğabilmektedir.
Maddi tazminat, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazminat türüdür. TBK madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Maddi tazminatın kapsamına şu kalemler girer:
Maddi tazminatın hesaplanmasında birden fazla yöntem uygulanmaktadır. Yargıtay içtihatları çerçevesinde en yaygın kullanılan yöntemler şunlardır:
1. Gerçek Zarar Hesabı
Somut olarak belirlenebilen zararlar doğrudan hesaplanır. Tedavi faturaları, tamirat masrafları, hasar raporları gibi belgeler üzerinden zarar miktarı tespit edilir.
2. Aktüeryal Hesaplama
Özellikle bedensel zararlarda ve destekten yoksun kalma tazminatında kullanılır. Bu yöntemde kişinin yaşı, geliri, yaşam süresi beklentisi, kusur oranları ve iskonto oranları dikkate alınır. PMF (Population Mortality Fraction) tabloları ve TRH 2010 yaşam tabloları bu hesaplamalarda referans olarak kullanılmaktadır.
3. Hakkaniyete Göre Belirleme
Zararın tam olarak ispat edilemediği durumlarda TBK madde 50/2 uyarınca hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyebilir.
Maddi tazminat davası açabilmek için aşağıdaki şartların sağlanması gerekmektedir:
Manevi tazminat, TBK madde 56 ile düzenlenmiştir. Bu maddeye göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ayrıca TBK madde 58 uyarınca kişilik hakkının zedelenmesine karşı da manevi tazminat talep edilebilir.
Manevi tazminat talebi aşağıdaki hallerde gündeme gelebilir:
Manevi tazminat miktarı belirlenirken hâkim geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Yargıtay kararlarına göre şu kriterler dikkate alınır:
Manevi tazminat, zenginleşme aracı olarak kullanılamaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre manevi tazminat, zarara uğrayanın acısını hafifletecek, ona bir nebze tatmin duygusu verecek düzeyde olmalıdır.
TBK madde 72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Örneğin, taksirle yaralama suçunun dava zamanaşımı 8 yıl ise tazminat davası da 8 yıl içinde açılabilir.
Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat taleplerinde genel zamanaşımı süresi TBK madde 146 uyarınca 10 yıldır. Ancak bazı özel kanunlarda daha kısa süreler öngörülmüştür.
Zamanaşımı, TBK madde 153 ve madde 154'te sayılan hallerde durur veya kesilir:
Tazminat davaları kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülür. Ancak:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca tazminat davalarında yetkili mahkeme:
Bu mahkemelerden herhangi birinde dava açılabilir.
HMK madde 190 ve TBK madde 50 gereğince ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Davacı şu hususları ispat etmelidir:
Tazminat davalarında faiz önemli bir kalemdir. TBK madde 117 gereğince:
Faiz oranı, aksine bir düzenleme yoksa yasal faiz oranı üzerinden hesaplanır. Ticari işlerde ise avans faiz oranı uygulanabilir.
Tazminat davalarının süresi, davanın niteliğine ve karmaşıklığına göre değişkenlik göstermektedir. Ortalama olarak:
İstinaf ve temyiz süreçleri dava süresini uzatabilir. Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) incelemesi ortalama 6-12 ay, Yargıtay (temyiz) incelemesi ise 1-2 yıl sürebilmektedir.
Diyarbakır'da tazminat davası açmayı düşünüyorsanız, yerel mahkemelerin iş yoğunluğu ve bilirkişi süreçleri hakkında bilgi sahibi bir avukatla çalışmanız büyük önem taşır. CLB Hukuk olarak Diyarbakır ve çevre illerde tazminat hukuku alanında deneyimli kadromuzla müvekkillerimize hizmet vermekteyiz.
Tazminat davalarında hak kaybına uğramamak için zamanaşımı sürelerini kaçırmadan, delillerinizi eksiksiz toplayarak ve uzman hukuki destek alarak hareket etmeniz gerekmektedir. Maddi ve manevi tazminat davalarınız için CLB Hukuk'un uzman avukatlarından destek alabilirsiniz.
CLB Hukuk - Kurucu Avukat
Diyarbakır'da uzman avukat kadromuzla yanınızdayız.