Soruşturma aşamasından temyize kadar ceza davalarında uzman avukatlık hizmeti. Müvekkillerimizin haklarını etkin şekilde savunuyoruz.

Ceza hukuku, toplum düzenini korumak amacıyla suç olarak tanımlanan eylemleri ve bu eylemlere uygulanacak yaptırımları düzenleyen hukuk dalıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), Türk ceza hukuku sisteminin temel kaynağını oluşturur. Ceza hukuku; kişilere karşı suçlar, topluma karşı suçlar, devlete karşı suçlar ve millete karşı suçlar olmak üzere geniş bir alanı kapsar.
Ceza hukukunun temel ilkeleri arasında suçta ve cezada kanunilik ilkesi, masumiyet karinesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve orantılılık ilkesi yer alır. Bu ilkeler, hem Anayasa'nın 38. maddesi hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Ceza hukuku yalnızca failin cezalandırılmasını değil, aynı zamanda mağdurun korunmasını ve toplumsal barışın sağlanmasını amaçlar.
Ceza hukuku, maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku olmak üzere iki ana dala ayrılır. Maddi ceza hukuku suçun unsurlarını ve ceza yaptırımlarını düzenlerken, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ise ceza yargılamasının usul ve esaslarını belirler. Her iki alanın birlikte değerlendirilmesi, etkin bir ceza savunması için zorunludur.
CLB Hukuk olarak ceza hukuku alanında müvekkillerimize soruşturma aşamasından yargılamanın sonuçlanmasına, temyiz sürecinden infaz hukukuna kadar her aşamada kapsamlı hukuki destek sunmaktayız. Deneyimli ceza avukatlarımız, her dosyanın kendine özgü koşullarını titizlikle değerlendirerek en etkili savunma stratejisini oluşturur.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemeleri, Asliye Ceza Mahkemeleri ve Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde yürüttüğümüz davalarda müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde korumayı hedefliyoruz.
Ceza davası süreci, bir suç şüphesinin ortaya çıkmasıyla başlar ve birden fazla aşamadan oluşur. CMK hükümlerine göre yürütülen bu süreçte her aşamanın kendine özgü usul kuralları ve süreleri vardır. Süreçte yapılacak her hukuki işlemin zamanında ve doğru şekilde yapılması, davanın sonucunu doğrudan etkiler.
CLB Hukuk olarak ceza davası sürecinin her aşamasında müvekkillerimizin yanında yer alarak haklarının korunmasını sağlıyoruz.
Suçun öğrenilmesiyle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar veya şikayet yapılır. Şikayete bağlı suçlarda 6 aylık hak düşürücü süre bulunmaktadır.
Cumhuriyet savcısı delilleri toplar, tanıkları dinler, şüphelinin ifadesini alır. Bu aşamada gözaltı, arama, el koyma gibi koruma tedbirleri uygulanabilir.
Savcı yeterli delil bulursa iddianame düzenler. Mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma aşaması başlar ve sanık duruşmaya çağrılır.
Mahkemede deliller tartışılır, tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları incelenir. Sanığın savunma hakkı ve son söz hakkı güvence altındadır.
Mahkeme beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, düşme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verebilir.
Karara karşı 7 gün içinde istinaf, istinaf kararına karşı ise temyiz yoluna başvurulabilir. Yargıtay kararı kesindir.
Türk ceza hukuku sistemi, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde şüpheli ve sanıklara kapsamlı haklar tanımaktadır. Bu hakların bilinmesi ve etkin şekilde kullanılması, adil yargılanma hakkının temelini oluşturur. CMK'nın 147, 148 ve 149. maddeleri başta olmak üzere pek çok hüküm, savunma hakkını güvence altına almaktadır.
Masumiyet karinesi, ceza hukukunun en temel ilkelerinden biridir. Anayasa'nın 38. maddesine göre, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz. Bu ilke gereği ispat yükü iddia makamına, yani Cumhuriyet savcılığına aittir. Sanığın suçsuzluğunu kanıtlama zorunluluğu bulunmamaktadır.
Şüpheli ve sanığın müdafi yardımından yararlanma hakkı, susma hakkı, delillerin toplanmasını isteme hakkı, duruşmada hazır bulunma hakkı ve tanıklara soru sorma hakkı gibi temel hakları vardır. Özellikle gözaltı süresinde avukat yardımından yararlanma hakkı, hukuki sürecin başlangıcından itibaren güvence altındadır. Müdafi olmaksızın alınan ifadeler, sanık tarafından kabul edilmediği takdirde hükme esas alınamaz.
Tutukluluk süreleri de kanunla sınırlandırılmıştır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok 2 yıl olup, zorunlu hallerde 3 yıl daha uzatılabilir. Bu sürelerin aşılması halinde tahliye talebinde bulunulması gerekmektedir.
Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük ili olması nedeniyle bölgenin adalet merkezi konumundadır. Diyarbakır Adliyesi bünyesinde faaliyet gösteren Ağır Ceza Mahkemeleri, Asliye Ceza Mahkemeleri ve Çocuk Mahkemeleri, bölgedeki ceza davalarının önemli bir kısmını yürütmektedir. Ayrıca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf), çevre illerdeki mahkeme kararlarının istinaf incelemesini gerçekleştirmektedir.
Diyarbakır'da görülen ceza davaları; kasten yaralama, hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu madde ticareti, aile içi şiddet gibi farklı suç türlerini kapsamaktadır. Bölgenin sosyoekonomik yapısı ve nüfus yoğunluğu, ceza davalarının sayısını ve çeşitliliğini doğrudan etkilemektedir.
CLB Hukuk olarak Diyarbakır ve çevre illerde ceza hukuku alanında uzun yıllara dayanan tecrübemizle müvekkillerimize en etkin hukuki desteği sunmaktayız. Diyarbakır Adliyesi ve Bölge Adliye Mahkemesi nezdindeki yargılamalarda aktif şekilde yer almaktayız.
CLB Hukuk, Diyarbakır'da ceza hukuku alanında uzmanlaşmış kadrosuyla müvekkillerine güvenilir ve sonuç odaklı hukuki hizmet sunmaktadır. Her dosyayı titizlikle inceleyen avukatlarımız, bireysel savunma stratejileri geliştirerek müvekkillerinin haklarını en üst düzeyde korumayı hedefler.
Ofisimiz, soruşturma aşamasından başlayarak yargılama süreci boyunca ve gerektiğinde kanun yolları aşamasına kadar kesintisiz hukuki destek sağlamaktadır. Gözaltı ve tutukluluk gibi acil durumlarda hızlı müdahale kapasitemiz, müvekkillerimizin mağduriyet yaşamasını önlemektedir.
Ceza hukuku davalarında deneyim ve uzmanlık, sonucu doğrudan etkileyen en önemli faktörlerdir. CLB Hukuk olarak Diyarbakır Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemelerindeki köklü tecrübemiz, güçlü hukuki analiz yeteneğimiz ve müvekkil odaklı yaklaşımımızla fark yaratıyoruz. Ceza hukuku alanındaki güncel içtihat ve mevzuat değişikliklerini yakından takip ederek savunma stratejilerimizi sürekli güncelliyoruz.
Evet, CMK'nın 149. maddesi gereği gözaltına alınan her kişinin müdafi yardımından yararlanma hakkı vardır. Gözaltı süresinin başlangıcından itibaren avukat talep edebilirsiniz. Avukatınız gelmeden ifade vermek zorunda değilsiniz ve susma hakkınızı kullanabilirsiniz. Müdafi olmaksızın kollukta alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Tutukluluk kararına karşı CMK'nın 101. maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye itiraz dilekçesi verilebilir. İtiraz, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır. İtirazı, kararı veren mahkemenin bir üst mercii inceler. Ayrıca tutukluluğun devamı kararlarına karşı her zaman yeni bir tahliye talebinde bulunulabilir. Tutukluluk incelemesi en geç 30 günde bir yapılmak zorundadır.
Uzlaşma, şikayete bağlı suçlar ile bazı katalog suçlarda fail ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasını sağlayan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. CMK'nın 253. maddesi uzlaşmaya tabi suçları düzenler. Kasten yaralama (basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek), tehdit, hakaret, mala zarar verme gibi suçlar uzlaşma kapsamındadır. Uzlaşma sağlanması halinde kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir.
HAGB, CMK'nın 231. maddesi uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası verilen sanık hakkında, belirli koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesidir. Sanık 5 yıllık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemezse düşme kararı verilir. Ancak denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi halinde önceki hüküm de açıklanır.
Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararına karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz süresi, istinaf kararının tebliğinden itibaren 15 gündür. Temyiz başvurusu, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine dilekçeyle yapılır ve dosya Yargıtay'a gönderilir. Yargıtay yalnızca hukuka aykırılık yönünden inceleme yapar; olay ve delil değerlendirmesi yapılamaz. On yıl veya daha fazla hapis cezası gerektiren suçlarda temyiz yolu açıktır.
CMK'nın 223. maddesine göre; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması veya meşru müdafaa ya da zorunluluk hali gibi hukuka uygunluk nedenlerinin bulunması halinde beraat kararı verilir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği, mahkumiyet için her türlü şüpheden uzak kesin delil gereklidir.
Deneyimli ekibimizle hemen iletişime geçin, haklarınızı birlikte koruyalım.