Miras paylaşımı, vasiyetname, tenkis ve mirasın reddi davalarında uzman hukuki danışmanlık. Miras haklarınızı etkin şekilde koruyoruz.

Miras hukuku, bir kişinin ölümü veya gaipliği halinde malvarlığının kimlere ve nasıl intikal edeceğini düzenleyen hukuk dalıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 495 ila 682. maddeleri arasında düzenlenen miras hukuku, yasal mirasçılık, atanmış mirasçılık, ölüme bağlı tasarruflar ve mirasın paylaşılması gibi temel konuları kapsar.
Türk miras hukuku sistemi, hem yasal miras düzenini hem de miras bırakanın iradesini bir arada korumayı amaçlar. Yasal mirasçılar zümre sistemine göre belirlenir: birinci zümre altsoy (çocuklar ve torunlar), ikinci zümre ana-baba ve onların altsoyu, üçüncü zümre ise büyükanne ve büyükbabalar ile onların altsoyudur. Sağ kalan eş ise her zümre ile birlikte farklı oranlarda miras hakkına sahiptir.
Miras hukuku, yalnızca miras paylaşımını değil, aynı zamanda vasiyetname düzenleme, miras sözleşmesi yapma, mirasın reddi ve terekenin yönetimi gibi konuları da kapsar. Saklı pay hükümleri, belirli mirasçıların miras haklarının korunmasını güvence altına alır. TMK'nın 505. maddesi uyarınca altsoyun, ana ve babanın ve sağ kalan eşin saklı payları kanunla belirlenmiştir.
CLB Hukuk olarak miras hukuku alanında müvekkillerimize kapsamlı hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız. Miras uyuşmazlıklarının çoğu zaman aile içi hassas ilişkileri doğrudan etkilediğinin bilinciyle, her dosyayı titizlikle ve empatiyle ele alıyoruz.
Diyarbakır Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemeleri nezdinde yürüttüğümüz miras davalarında, müvekkillerimizin yasal haklarını en etkin şekilde korumayı amaçlıyoruz.
Miras hukuku süreçleri, miras bırakanın ölümüyle birlikte başlar ve birçok farklı hukuki işlemi kapsar. Mirasçıların haklarını koruyabilmeleri için sürelere ve usul kurallarına dikkat etmeleri büyük önem taşır. Mirasın reddi için 3 aylık, vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık ve tenkis davası için 1 yıllık hak düşürücü süreler bulunmaktadır.
CLB Hukuk olarak miras sürecinin her aşamasında müvekkillerimize rehberlik ederek haklarının zamanında ve eksiksiz kullanılmasını sağlıyoruz.
Miras bırakanın ölümünden sonra ilk adım, sulh hukuk mahkemesinden veya noterden veraset ilamı (mirasçılık belgesi) almaktır. Bu belge, yasal ve atanmış mirasçıları ve miras paylarını gösterir.
Miras bırakanın taşınır ve taşınmaz malları, banka hesapları, borçları ve alacakları tespit edilir. Gerektiğinde mahkemeden tereke tespiti talep edilir ve defter tutma işlemi yapılır.
Mirasçılar, TMK'nın 605. maddesi uyarınca mirası 3 ay içinde reddedebilirler. Ret süresi içinde kabul veya red beyanında bulunulmazsa miras kabul edilmiş sayılır. Terekenin borca batık olması halinde mirasın hükmen reddi de söz konusu olabilir.
Miras bırakan vasiyetname bırakmışsa, sulh hukuk hakimi vasiyetnameyi açar ve ilgililere tebliğ eder. Vasiyetname resmi, el yazılı veya sözlü olabilir. İtirazı olan mirasçılar vasiyetnamenin iptali davası açabilir.
Mirasçılar kendi aralarında anlaşarak mirası paylaşabilirler. Anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası açılır. Taşınmazlar için aynen taksim veya satış yoluyla paylaştırma yapılır.
Saklı payı ihlal edilen mirasçılar tenkis davası açabilir. Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) iddiası varsa tapu iptali ve tescil davası gündeme gelir. Bu davalar kesin hüküm niteliğindedir.
Türk miras hukuku, mirasçılara kapsamlı haklar tanımakla birlikte belirli yükümlülükler de yüklemektedir. Yasal mirasçılar, TMK'da belirlenen zümre sistemine göre miras paylarına sahiptir. Sağ kalan eş, altsoy ile birlikte mirasçı olduğunda mirasın dörtte birini, ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olduğunda mirasın yarısını alır.
Saklı pay, miras bırakanın ölüme bağlı tasarruflarla dahi ihlal edemeyeceği asgari miras payıdır. TMK'nın 506. maddesine göre altsoyun saklı payı yasal miras payının yarısı, ana ve babanın saklı payı yasal miras payının dörtte biri, sağ kalan eşin saklı payı ise altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçüdür. Saklı payın ihlali halinde tenkis davası açma hakkı doğar.
Mirasçılar, miras bırakanın borçlarından da sorumludur. TMK'nın 599. maddesi gereği miras, külli halefiyet ilkesiyle mirasçılara geçer; yani mirasçılar hem alacakları hem de borçları devralmış olur. Bu nedenle terekenin borca batık olması halinde mirasın reddi büyük önem kazanır. Mirasın reddi, ölümün öğrenilmesinden itibaren 3 ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurularak yapılır.
Mirasçıların tereke üzerinde elbirliği mülkiyeti söz konusudur. Paylaşma yapılana kadar mirasçılar tereke üzerinde birlikte tasarruf ederler. Tek bir mirasçının terekeye dahil bir malı tek başına satması veya devretmesi mümkün değildir. Bu durum, özellikle taşınmaz mallarda mirasçılar arasında uyuşmazlık yaratabilmektedir.
Diyarbakır ve çevre illerde miras davaları, bölgenin sosyokültürel yapısı nedeniyle özel bir öneme sahiptir. Geniş aile yapısının yaygın olması, kalabalık mirasçı gruplarının oluşmasına ve miras paylaşımı uyuşmazlıklarının artmasına yol açmaktadır. Özellikle tarım arazileri ve taşınmazlar üzerindeki miras anlaşmazlıkları, Diyarbakır'da en sık karşılaşılan miras davası türleri arasındadır.
Diyarbakır'da kadastro tespitlerinden kaynaklanan miras uyuşmazlıkları, tapusuz taşınmazların miras yoluyla paylaşımı ve köy yerleşim alanlarındaki taşınmaz miras davaları bölgeye özgü hukuki meseleleri oluşturmaktadır. Ayrıca muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) davaları da bölgede sıklıkla karşılaşılan dava türlerindendir.
CLB Hukuk olarak Diyarbakır'ın bölgesel dinamiklerini ve taşınmaz hukuku ile miras hukuku arasındaki ilişkiyi iyi bilen kadromuzla, müvekkillerimize en etkin hukuki çözümü sunmaktayız. Diyarbakır Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Kadastro Mahkemeleri nezdindeki miras davalarında geniş deneyime sahibiz.
CLB Hukuk, Diyarbakır'da miras hukuku alanında uzmanlaşmış kadrosuyla müvekkillerine güvenilir ve kapsamlı hukuki hizmet sunmaktadır. Miras davalarının aile içi ilişkileri derinden etkileyen hassas süreçler olduğunun bilinciyle, her dosyayı özenle ve gizlilik ilkesiyle ele alıyoruz.
Vasiyetname düzenlenmesinden miras paylaşımı davalarına, tenkis davalarından muris muvazaası davalarına kadar miras hukukunun tüm alanlarında deneyimli avukatlarımız hizmet vermektedir. Tereke tespiti, veraset ilamı alınması ve mirasın reddi gibi sürelere bağlı işlemlerde hızlı ve doğru hareket ederek müvekkillerimizin hak kaybı yaşamasını önlüyoruz.
CLB Hukuk olarak miras hukuku alanındaki güncel Yargıtay kararlarını ve doktrin görüşlerini yakından takip ediyoruz. Özellikle muris muvazaası ve tenkis davalarında Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda güçlü savunma stratejileri geliştiriyoruz. Diyarbakır'daki taşınmaz yapısını ve bölgesel miras uygulamalarını iyi bilen kadromuz, müvekkillerimize pratik ve sonuç odaklı çözümler sunmaktadır.
Mirasın reddi, TMK'nın 605-618. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içinde sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak başvurarak mirası reddedebilirler. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçirilmesi halinde miras kabul edilmiş sayılır. Terekenin borca batık olduğu açıkça belli ise mirasın hükmen reddedildiği kabul edilir.
TMK'ya göre üç tür vasiyetname düzenlenebilir: resmi vasiyetname (noter veya sulh hakimi huzurunda iki tanıkla), el yazılı vasiyetname (baştan sona miras bırakanın el yazısıyla yazılmış, tarih ve imza içeren) ve sözlü vasiyetname (olağanüstü hallerde). Vasiyetname düzenleyebilmek için 15 yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip olmak gerekir. Saklı payları ihlal eden vasiyetname hükümleri tenkise tabi olabilir.
Tenkis davası, TMK'nın 560-571. maddeleri uyarınca saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçıların, miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmalarının saklı payı aşan kısmının indirilmesini talep ettiği davadır. Tenkis davasını yalnızca saklı pay sahibi mirasçılar açabilir. Dava, mirasçıların saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.
Muris muvazaası, miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı tapuda satış gibi göstererek mirasçılarından mal kaçırmasıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı) uyarınca, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını satış olarak göstermesi halinde, zarar gören mirasçılar muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilirler. Bu dava herhangi bir süreye tabi değildir.
TMK'nın 499. maddesine göre sağ kalan eşin miras payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir. Altsoy ile birlikte mirasçı olduğunda mirasın dörtte birini, ana-baba zümresi ile birlikte mirasçı olduğunda mirasın yarısını, büyükanne ve büyükbaba zümresi ile birlikte mirasçı olduğunda mirasın dörtte üçünü alır. Hiçbir zümre yoksa mirasın tamamı sağ kalan eşe kalır. Ayrıca eş, TMK'nın 240. maddesi uyarınca aile konutu üzerinde miras payına mahsuben mülkiyet veya intifa hakkı talep edebilir.
Miras paylaşımı, mirasçıların kendi aralarında anlaşarak veya mahkeme yoluyla gerçekleştirilir. TMK'nın 642. maddesi uyarınca her mirasçı mirasın paylaşılmasını isteme hakkına sahiptir. Anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası açılır. Taşınmazlarda aynen taksim mümkünse bu yola başvurulur; mümkün değilse satış yoluyla paylaştırma yapılır. Paylaşma sözleşmesinin yazılı olması ve tüm mirasçıların katılımı gereklidir.
Deneyimli ekibimizle hemen iletişime geçin, haklarınızı birlikte koruyalım.