Velayet davası, boşanma veya ayrılık sonrasında müşterek çocukların hangi ebeveynin yanında kalacağının belirlenmesi ya da mevcut velayet kararının değiştirilmesi amacıyla açılan davadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) madde 335-351 arasındaki hükümlerde düzenlenen velayet hakkı, çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsili gibi konuları kapsayan kapsamlı bir haktır.
Velayet davası anne veya babanın çocuğun üstün yararı doğrultusunda açabileceği bir dava olup, mahkeme kararı ile belirlenir. Bu makalede velayet davası hakkında bilmeniz gereken tüm detayları ele alacağız.
Velayet hakkı, anne ve babanın çocuk üzerindeki hakları ve yükümlülüklerini ifade eder. TMK madde 335 uyarınca ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır. Evlilik birliği devam ettiği sürece velayet hakkı anne ve baba tarafından birlikte kullanılır.
Velayet hakkı aşağıdaki unsurları içerir:
Velayet davası aşağıdaki kişiler tarafından açılabilir:
Boşanma davasında velayet konusu mahkeme tarafından re'sen karara bağlanır. TMK madde 182 uyarınca mahkeme, boşanma veya ayrılığa karar verirken çocuğun velayetini eşlerden birine vermek zorundadır.
Hakimin velayet kararı verirken dikkate aldığı temel kriterler şunlardır:
Boşanma sonrasında verilen velayet kararının değiştirilmesi için velayet değişikliği davası açılabilir. TMK madde 183 uyarınca ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi halinde hakim, re'sen veya ana babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.
Velayet değişikliği için aranan koşullar:
Çocuğun üstün yararı ilkesi, velayet davalarının merkezinde yer alan en önemli ilkedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi madde 3 ve TMK hükümleri uyarınca çocuğu ilgilendiren her kararda çocuğun üstün yararı gözetilmek zorundadır.
Mahkeme çocuğun üstün yararını belirlerken aşağıdaki unsurları değerlendirir:
Velayet davalarında mahkeme genellikle pedagog ve psikolog raporu alır. Uzmanlar çocukla ve ebeveynlerle görüşerek çocuğun hangi ebeveynin yanında kalmasının daha uygun olacağına dair rapor hazırlar. Bu rapor hakimin kararında büyük ağırlık taşır.
Uzman raporu hazırlanırken şunlar değerlendirilir:
Velayet davası açmadan önce uzman bir aile hukuku avukatı ile görüşerek durumunuzun hukuki değerlendirmesini yaptırmanız büyük önem taşır. Avukatınız mevcut durumu analiz ederek davanın kazanılma ihtimalini ve izlenecek stratejiyi belirleyecektir.
Velayet davası açmadan önce elinizdeki delilleri toplamanız gerekir:
Avukatınız tarafından hazırlanan dava dilekçesinde velayet talebinin gerekçeleri, deliller ve hukuki dayanaklar detaylı olarak belirtilir.
Dava dilekçesi Aile Mahkemesine sunulur. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
Duruşma sürecinde mahkeme:
Mahkeme tüm delilleri ve raporları değerlendirerek çocuğun üstün yararı doğrultusunda velayet kararını verir.
2020 yılından itibaren Türk hukukunda ortak velayet uygulaması tartışılmaktadır. Mevcut TMK düzenlemesinde ortak velayet açıkça düzenlenmemiş olsa da Yargıtay'ın bazı kararlarında tarafların anlaşması halinde ortak velayete hükmedilmesinin mümkün olabileceği değerlendirilmiştir.
Ortak velayet düzenlemesinde:
Velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı vardır. TMK madde 323 uyarınca ana babadan her biri velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.
Mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki düzenlemesi genellikle şu şekillerde olur:
Velayet sahibi ebeveynin çocuğu diğer ebeveynle görüştürmemesi hukuka aykırıdır. Bu durumda:
Velayet davasını kaybetmeniz çocuğunuzla ilişkinizin sona erdiği anlamına gelmez. Kişisel ilişki hakkınız saklıdır ve çocuğunuzla düzenli görüşme hakkınız devam eder.
Uygulamada genellikle 8 yaş ve üzeri çocukların görüşü alınır. Ancak bu kesin bir yaş sınırı değildir; çocuğun idrak ve olgunluk düzeyine göre değişir.
Velayet davası genellikle 6 ay ile 1,5 yıl arasında sürer. Delil toplama, uzman raporu alınması ve duruşma aşamaları süreyi etkiler.
Hayır, Türk hukukunda anneye otomatik velayet verilmesi gibi bir kural yoktur. Hakim çocuğun üstün yararını değerlendirerek karar verir. Ancak uygulamada özellikle küçük yaştaki çocuklarda (0-6 yaş) anne bakımına olan ihtiyaç göz önünde bulundurularak anneye velayet verilmesi eğilimi mevcuttur.
Hayır, velayet kararları kesin değildir. Koşulların değişmesi halinde her zaman velayet değişikliği davası açılabilir.
Velayet davası sürecinde aşağıdaki hususlara özellikle dikkat etmelisiniz:
Nafaka konusunda detaylı bilgi almak isteyenler nafaka davası rehberimizi incelemelidir. Ayrıca anlaşmalı boşanma sürecinde velayet konusunun nasıl düzenlendiğine ilişkin anlaşmalı boşanma makalemiz de faydalı olacaktır.
Velayet davası, çocuğun geleceğini doğrudan etkileyen son derece önemli bir süreçtir. Bu davada çocuğun üstün yararının korunması ve haklarınızın etkin şekilde savunulması için uzman hukuki destek almak hayati önem taşır.
CLB Hukuk olarak Diyarbakır'da çocuk velayeti ve velayet değişikliği davalarında uzman avukat kadromuzla yanınızdayız. Velayet hakkınızı korumak ve çocuğunuzun en iyi koşullarda yetişmesini sağlamak için Diyarbakır CLB Hukuk Bürosuna başvurabilirsiniz.
Velayet davanız hakkında ücretsiz ön değerlendirme için bizimle iletişime geçin.
CLB Hukuk - Kurucu Avukat
Diyarbakır'da uzman avukat kadromuzla yanınızdayız.